10 Mayıs 2013 Cuma

GÜN BATIMI



Yaklaşan ayak sesleridir akşamın
Şafaktan çıkmış bu uzun yolculuğa
Bir gelen var uzaktan soluk soluğa
Kapkara gözleri hüzünlü ve dalgın
Akşam, rüyalarımıza giren o esmer kadin


İşte! açılmış dipdiri göğüsleri
Bir vuslat gecesine çağırır bizi
Ve ansızın büyüler gözlerimizi
Saçlarında o yıldız yıldız süsleri
Şair "hoyrattır" diyor akşam üstleri

Hoyrattır evet, o bütün aldanmışlar
Yüz karası fahişeleri dünyamızın
En vazgeçilmez yerinde rüyamızın
Gelir, gözlerinde o vahşi bakışlar
Akşam, uzak bir gölde büyüyen kamışlar

Ne hazin batması çığlık çığlığa her gün
Güllerin solması ve dönmesi havada kuşların
O bitmeyen hüznü, apansız akşam oluşların
Affedilmez bir zamandır bu, isteksiz, ölgün
Her akşam dünyamıza gölgesi düşer ölümün

Biz eli kolu bağlı insanlarız çirkin ve zavallı
Kötülük kusmak için karanlığı bekleriz
Kirletir geceleri türlü pisliklerimiz
Bizim gibisini görmedi evren evren olalı
Böyle kötü bir dünyaya bir daha gün doğmamalı

Ümit Yaşar Oğuzcan






23 Nisan 2013 Salı

23 NİSAN





Yirmi Üç Nisan -Nisan Hediye etti Atan

Nasıl sevinmeyelim
Bugün 23 Nisan
Niçin övünmeyelim
Neşe doluyor insan
23 Nisan -Nisan
Hediye etti Atan
Öyle kötü durumdan
Atıldık hürriyete
Çalışan her kurumdan
Huzur geldi millete
23 Nisan -Nisan
Hediye etti Atan
Üç kıtaya şeref şan
Atam ile yükseldi
Bu can vatana kurban
Evet zorluğu deldi
23 Nisan -Nisan
Hediye etti Atan
Hatırlatalım dünü
O karanlık günleri
Kaybetmiştik biz ünü
Nice nice canları
23 Nisan -Nisan
Hediye etti Atan
Çaresiz yorgun bitkin
El avuçta bir şey yok
Yüzleri kaplamış kin
Derdimizse bilin çok
23 Nisan -Nisan
Hediye etti Atan
Yedi Düvel yurduma
Saldırdı toplu hâlde
Bir şey oldu merdime
Köy belde ilçe ilde
23 Nisan -Nisan
Hediye etti Atan
Kurtarıcı bekledik
Çektik hep acıları
Yollar yokuş bir de dik
Hissettik sancıları
23 Nisan -Nisan
Hediye etti Atan
Samsun ufkundan doğdu
Baş eğmeyen Komutan
Karanlıkları boğdu
Coşturdu O Kumandan
23 Nisan -Nisan
Hediye etti Atan
Bandırma Vapurunu
O sürdü dalgalara
Oluşturdu surunu
Hep gitti yara yara
23 Nisan -Nisan
Hediye etti Atan
Çocuklara armağan
23 Nisan genci
Hasan‘da buldu derman
Çalışır daim vinci
23 Nisan -Nisan
Hediye etti Atan
Hasan Sancak

12 Aralık 2012 Çarşamba

SESSİZ GEMİ





  Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
  Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
  Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
  Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
  Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
  Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
  Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
  Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!
  Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
  Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
  Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
  Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.

    
                        Yahya Kemal BEYATLI
 

10 Kasım 2012 Cumartesi

10 KASIM





Mustafa Kemal'i Düşünüyorum


Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Yeleleri alevden al bir ata binmiş
Aşıyor yüce dağları, engin denizleri,
Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri...



Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında
Destanlar yaratıyor cihanın görmediği
Arkasından dağ dağ ordular geliyor
Her askeri Mustafa Kemal gibi.



Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel
Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere.
Al bir ata binmiş yalın kılıç
Koşuyorlar zaferden zafere...



Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Ölmemiş bir Kasım sabahı!
Yine bizimle beraber her yerde.
Yaşıyor dört köşesinde vatanın
Yaşıyor damar damar yüreklerde.



Mustafa Kemal'i düşünüyorum:
Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
Mavi gözleri ışıl ışıl görüyorum.
Uykularıma giriyor her gece.
Elllerinden öpüyorum.



Ümit  Yaşar  Oğuzcan



29 Ekim 2012 Pazartesi

ATATÜRK VE CUMHURİYET








ATATÜRK VE CUMHURİYET

Baş eğmişken önünde altı asır her zorluk,
Göçtü bir çınar gibi koca imparatorluk!..
Çatırdattı bu göçüş göklerini vatanın,
Duyunca silkindi Türk narasını "Ata"nın!...

Haykırdı kadın, erkek: "İhtilâl var, ihtilâl"!
Çiğnenemez yerlerde mübarek, şanlı hilâl...
Alev alev bayrağım kızıllıklarda yandı,
Bütün millet "Kemal"in etrafında toplandı!..

Dönünce yurt ananın gözleri bir pınara
Can verdi ulu tanrım bu devrilen çınara!..
Saldı o yeniden kök, filiz, gövde, dal budak:
Irkının şahlanışı ısırttı "Garb"a dudak!..

Çekince Mehmetçik'ler kılıçları kınından,
Göl göl oldu her taraf korkak düşman kanından!
Birleşti siperlerde gazilerle, şehitler,
Yeni bir düzen verdi dünyaya koç yiğitler!..

Dile gelince otuz asırlık şanlı mazi,
Türk'ün kara bahtını ağarttı "Büyük Gazi"!..
Son verip bu cenkte biz binbir kötü niyete,
Kavuştuk sevgilimiz: İstiklâl, hürriyetle!..

Değildir zindan artık bize Anadolu'muz,
Cumhuriyet nuruyla aydınlandı yolumuz!..
Onun kutsal sevgisi taşıyor içimizden,
Gökler dolusu selâm, ölmez "Ata"ya bizden!..

Cemal Oğuz ÖCAL

15 Eylül 2012 Cumartesi

SONBAHAR




SONBAHAR

Fânî ömür biter, bir uzun sonbahâr olur.
Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, târümâr olur.
Mevsim boyunca kendini hissettirir vedâ;
Artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ.
Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir;
Günler hazinleşir, geceler uhrevîleşir;
Teşrinlerin bu hüznü geçer tâ iliklere.
Anlar ki yolcu, yol görünür serviliklere.
Dünyânın ufku, gözlere gittikçe târ olur,
Her gün sürüklenip yaşamak rûha bâr olur.
İnsan duyar yerin dile gelmiş sükûtunu;
Bir başka mûsıkîye geçiş farzeder bunu;
Teslîm olunca va'desi gelmiş zevâline,
Benzer cihâna gelmeden evvelki hâline.

Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya,
Ruh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya,
Duymaz bu ânda taş gibi kalbinde bir sızı:
Farketmez anne toprak ölüm mâceramızı.


Yahya Kemal BEYATLI





13 Eylül 2012 Perşembe

EYLÜL






    BEN EYLÜL SEN HAZİRAN

Bir eylüldü başlayan içimde

Ağaçlar dökmüştü yapraklarını
Çimenler sararmıştı
Rengi solmuştu tüm çiçeklerin
Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
Katar gidiyordu kuşlar uzaklara
Deli deli esiyordu rüzgar
Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar



Neydi o bir zamanlar
Sevmişliğim, sevilmişliğim
O heyheyler, o delişmenlikler neydi
Ne bu kadere boyun eğmişliğim
Ne bu acıdan korlaşan yürek
Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım
Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne
Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım



Beni kötü yakaladın haziran
Gamlı, yıkık eylül sonuma
Bir ilk yaz tazeliği getirdin
Masmavi göğünle
Cana can katan güneşinle
Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime
Çiçekler açtı dokunduğun
Çimler büyüdü yürüdüğün
Ve güller katmer oldu güldüğün yerde



Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi
Oldurduğun yemişlerin ağırlığından
Dallarım yere değiyor
Güneşi batmadan saçlarının
Bir dolunay doğuyor bakışlarından
Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma
Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık
Başım dönüyor, of başım dönüyor yaşamaktan
Ölebilirim artık



Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
Baksana; parmak uçlarım ateş
Lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden
Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
Benimle meydan oku her çaresizliğe
Benimle uyu, benimle uyan
Birlikte varalım on üçüncü aylara  




ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN