20 Ocak 2014 Pazartesi

AKŞAM VAKTİ






Neden öyle sessiz duruyorsun öyle? 
Şarkın mı tükendi dersin, biten günle, 
Yoksa gün mü bitti şarkınla beraber? 

Çığlıklar, içinde can verdiği bu an, 
N'olur, gözlerine geceler dolmadan, 
Bana altın gibi bakışlarını ver...



CAHİT SITKI TARANCI

21 Ekim 2013 Pazartesi

BEKLENEN




Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme, artık neye yarar?
 
Necip Fazıl Kısakürek

29 Ağustos 2013 Perşembe

SORMA SEVGİLİ


Ben gölgelerdeyim sevgili
Beni bulmak istersen
Etrafına değil gölgelere bak ey sevgili

Ben sessizlikteyim sevgili
Beni anlamak istersen
Konuştuklarımı değil, sustuklarımı dinle ey sevgili

Kalbim atıyor belki
Ama yüreğim çoktan tükendi
Nefesin neden durdu diye sorma ey sevgili

Artık kimselere selam vermeyen biriysem
Lütfen kınama beni
Başımı kaldırmaya takatim yok ki ey sevgili

Ben şimdi topraktayım sevgili
Beni anmak istersen
İki sözcükle ruhuma dua oku ey sevgili


CAN YÜCEL


26 Temmuz 2013 Cuma

İNSANLAR VARDIR




İnsanlar vardır;
Gelip geçerler hayatlarımızdan..
Kimi hiçbir iz bırakmaz ardından,
Kimi hafifçe okşar ruhumuzu,
Kimi de hüzün bırakır ardından..

İnsanlar vardır;
Usulca sokulurlar içimize,
Sonsuzcasına orada kalsın isteriz..

Bazıları serap gibidir,
Yokluğunda hayalleridir gerçeğimiz...

İnsanlar vardır;
Su gibi aziz, su gibi duru..
Konuştukça su olur akarlar kalbimize,
Kan gibi, Can gibi, Canan gibi...

İnsanlar vardır;
Işığı sönmüş yıldızlar gibi çaresizdirler.
Açtın mı kollarını,
Kalbine doldururlar ışığı..

İnsanlar vardır,
Soğuk duvarlar misali
Gülümsemenin sıcaklığını bilmezler,
Bilseler de sevmezler...

İnsanlar vardır,
Gelip geçerler hayatlarımızdan
Kimi depremlerle gider,
Kimi fırtınalarla…
Ben kalanlardan yanayım.
Gitmeyenlerin sadakatini ve sabrını severim,
Sarılıp bırakmayanların sıcaklığını...

Şems-i Tebrizi


25 Temmuz 2013 Perşembe

İSTANBUL





Göğsüme bir İstanbul çiziyorum
Başparmağımla, kelebek biçiminde
Çocukmuşum gibi aynanın önünde
Yüzümü saçlarımı okşuyorum
Kadıköy'den herhangi bir deniz
Tenha bir tramvay Şişli'den
Samatya'dan belki Sultanahmet'ten
İncir ağaçları anımsıyorum
Göğsüme bir İstanbul çiziyorum
Başparmağımla, kelebek biçiminde
Biraz umutsuzum, biraz yorgun işte
En çok gözlerimi seviyorum

ATAOL BEHRAMOĞLU

23 Temmuz 2013 Salı

Adada Rüzgâr






Bir attır rüzgâr:
denizde, gökte
devineni dinle.

Götürmek ister beni: dinle
nasıl devinir dünyada
taşımak için beni uzaklara.

Sakla beni kollarında
sadece bu gece,
çarparken yağmur
denize ve toprağa
sayısız ağzıyla.

Dinle, nasıl da çağırır
beni dörtnalında
taşımak için uzaklara.

Alınlar bitişik,
ağızlar bitişik,
bizi yakan sevdaya
bağlı bedenlerimizle,
bırak essin rüzgâr,
ki götürmesin beni ötelere.

Köpükle taçlanmış
rüzgâr essin bırak,
bırak çağırsın ve arasın beni
karanlığının dörtnalında,
büyük gözlerinin altında
batmışken ben,
değil mi ki sadece bu gece
huzur bulacak, sevgilim. 



Pablo Neruda 

10 Mayıs 2013 Cuma

GÜN BATIMI



Yaklaşan ayak sesleridir akşamın
Şafaktan çıkmış bu uzun yolculuğa
Bir gelen var uzaktan soluk soluğa
Kapkara gözleri hüzünlü ve dalgın
Akşam, rüyalarımıza giren o esmer kadin


İşte! açılmış dipdiri göğüsleri
Bir vuslat gecesine çağırır bizi
Ve ansızın büyüler gözlerimizi
Saçlarında o yıldız yıldız süsleri
Şair "hoyrattır" diyor akşam üstleri

Hoyrattır evet, o bütün aldanmışlar
Yüz karası fahişeleri dünyamızın
En vazgeçilmez yerinde rüyamızın
Gelir, gözlerinde o vahşi bakışlar
Akşam, uzak bir gölde büyüyen kamışlar

Ne hazin batması çığlık çığlığa her gün
Güllerin solması ve dönmesi havada kuşların
O bitmeyen hüznü, apansız akşam oluşların
Affedilmez bir zamandır bu, isteksiz, ölgün
Her akşam dünyamıza gölgesi düşer ölümün

Biz eli kolu bağlı insanlarız çirkin ve zavallı
Kötülük kusmak için karanlığı bekleriz
Kirletir geceleri türlü pisliklerimiz
Bizim gibisini görmedi evren evren olalı
Böyle kötü bir dünyaya bir daha gün doğmamalı

Ümit Yaşar Oğuzcan






23 Nisan 2013 Salı

23 NİSAN





Yirmi Üç Nisan -Nisan Hediye etti Atan

Nasıl sevinmeyelim
Bugün 23 Nisan
Niçin övünmeyelim
Neşe doluyor insan
23 Nisan -Nisan
Hediye etti Atan
Öyle kötü durumdan
Atıldık hürriyete
Çalışan her kurumdan
Huzur geldi millete
23 Nisan -Nisan
Hediye etti Atan
Üç kıtaya şeref şan
Atam ile yükseldi
Bu can vatana kurban
Evet zorluğu deldi
23 Nisan -Nisan
Hediye etti Atan
Hatırlatalım dünü
O karanlık günleri
Kaybetmiştik biz ünü
Nice nice canları
23 Nisan -Nisan
Hediye etti Atan
Çaresiz yorgun bitkin
El avuçta bir şey yok
Yüzleri kaplamış kin
Derdimizse bilin çok
23 Nisan -Nisan
Hediye etti Atan
Yedi Düvel yurduma
Saldırdı toplu hâlde
Bir şey oldu merdime
Köy belde ilçe ilde
23 Nisan -Nisan
Hediye etti Atan
Kurtarıcı bekledik
Çektik hep acıları
Yollar yokuş bir de dik
Hissettik sancıları
23 Nisan -Nisan
Hediye etti Atan
Samsun ufkundan doğdu
Baş eğmeyen Komutan
Karanlıkları boğdu
Coşturdu O Kumandan
23 Nisan -Nisan
Hediye etti Atan
Bandırma Vapurunu
O sürdü dalgalara
Oluşturdu surunu
Hep gitti yara yara
23 Nisan -Nisan
Hediye etti Atan
Çocuklara armağan
23 Nisan genci
Hasan‘da buldu derman
Çalışır daim vinci
23 Nisan -Nisan
Hediye etti Atan
Hasan Sancak

12 Aralık 2012 Çarşamba

SESSİZ GEMİ





  Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
  Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
  Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
  Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
  Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
  Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
  Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
  Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!
  Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
  Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
  Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
  Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.

    
                        Yahya Kemal BEYATLI
 

10 Kasım 2012 Cumartesi

10 KASIM





Mustafa Kemal'i Düşünüyorum


Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Yeleleri alevden al bir ata binmiş
Aşıyor yüce dağları, engin denizleri,
Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri...



Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında
Destanlar yaratıyor cihanın görmediği
Arkasından dağ dağ ordular geliyor
Her askeri Mustafa Kemal gibi.



Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel
Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere.
Al bir ata binmiş yalın kılıç
Koşuyorlar zaferden zafere...



Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Ölmemiş bir Kasım sabahı!
Yine bizimle beraber her yerde.
Yaşıyor dört köşesinde vatanın
Yaşıyor damar damar yüreklerde.



Mustafa Kemal'i düşünüyorum:
Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
Mavi gözleri ışıl ışıl görüyorum.
Uykularıma giriyor her gece.
Elllerinden öpüyorum.



Ümit  Yaşar  Oğuzcan



29 Ekim 2012 Pazartesi

ATATÜRK VE CUMHURİYET








ATATÜRK VE CUMHURİYET

Baş eğmişken önünde altı asır her zorluk,
Göçtü bir çınar gibi koca imparatorluk!..
Çatırdattı bu göçüş göklerini vatanın,
Duyunca silkindi Türk narasını "Ata"nın!...

Haykırdı kadın, erkek: "İhtilâl var, ihtilâl"!
Çiğnenemez yerlerde mübarek, şanlı hilâl...
Alev alev bayrağım kızıllıklarda yandı,
Bütün millet "Kemal"in etrafında toplandı!..

Dönünce yurt ananın gözleri bir pınara
Can verdi ulu tanrım bu devrilen çınara!..
Saldı o yeniden kök, filiz, gövde, dal budak:
Irkının şahlanışı ısırttı "Garb"a dudak!..

Çekince Mehmetçik'ler kılıçları kınından,
Göl göl oldu her taraf korkak düşman kanından!
Birleşti siperlerde gazilerle, şehitler,
Yeni bir düzen verdi dünyaya koç yiğitler!..

Dile gelince otuz asırlık şanlı mazi,
Türk'ün kara bahtını ağarttı "Büyük Gazi"!..
Son verip bu cenkte biz binbir kötü niyete,
Kavuştuk sevgilimiz: İstiklâl, hürriyetle!..

Değildir zindan artık bize Anadolu'muz,
Cumhuriyet nuruyla aydınlandı yolumuz!..
Onun kutsal sevgisi taşıyor içimizden,
Gökler dolusu selâm, ölmez "Ata"ya bizden!..

Cemal Oğuz ÖCAL

15 Eylül 2012 Cumartesi

SONBAHAR




SONBAHAR

Fânî ömür biter, bir uzun sonbahâr olur.
Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, târümâr olur.
Mevsim boyunca kendini hissettirir vedâ;
Artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ.
Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir;
Günler hazinleşir, geceler uhrevîleşir;
Teşrinlerin bu hüznü geçer tâ iliklere.
Anlar ki yolcu, yol görünür serviliklere.
Dünyânın ufku, gözlere gittikçe târ olur,
Her gün sürüklenip yaşamak rûha bâr olur.
İnsan duyar yerin dile gelmiş sükûtunu;
Bir başka mûsıkîye geçiş farzeder bunu;
Teslîm olunca va'desi gelmiş zevâline,
Benzer cihâna gelmeden evvelki hâline.

Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya,
Ruh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya,
Duymaz bu ânda taş gibi kalbinde bir sızı:
Farketmez anne toprak ölüm mâceramızı.


Yahya Kemal BEYATLI





13 Eylül 2012 Perşembe

EYLÜL






    BEN EYLÜL SEN HAZİRAN

Bir eylüldü başlayan içimde

Ağaçlar dökmüştü yapraklarını
Çimenler sararmıştı
Rengi solmuştu tüm çiçeklerin
Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
Katar gidiyordu kuşlar uzaklara
Deli deli esiyordu rüzgar
Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar



Neydi o bir zamanlar
Sevmişliğim, sevilmişliğim
O heyheyler, o delişmenlikler neydi
Ne bu kadere boyun eğmişliğim
Ne bu acıdan korlaşan yürek
Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım
Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne
Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım



Beni kötü yakaladın haziran
Gamlı, yıkık eylül sonuma
Bir ilk yaz tazeliği getirdin
Masmavi göğünle
Cana can katan güneşinle
Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime
Çiçekler açtı dokunduğun
Çimler büyüdü yürüdüğün
Ve güller katmer oldu güldüğün yerde



Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi
Oldurduğun yemişlerin ağırlığından
Dallarım yere değiyor
Güneşi batmadan saçlarının
Bir dolunay doğuyor bakışlarından
Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma
Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık
Başım dönüyor, of başım dönüyor yaşamaktan
Ölebilirim artık



Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
Baksana; parmak uçlarım ateş
Lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden
Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
Benimle meydan oku her çaresizliğe
Benimle uyu, benimle uyan
Birlikte varalım on üçüncü aylara  




ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN




27 Ağustos 2012 Pazartesi

YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR







Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var

Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi 
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten 
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği 

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne 
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa 
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır 
Kopmaz kökler salmaktır oraya 

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını 
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin 
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara 
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin 

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine 
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına 
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın 
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına 

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar 
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın 
Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu 
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın 

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle 
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı 
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına 
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı 

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: 
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına 
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır 
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.




ATAOL BEHRAMOĞLU

24 Ağustos 2012 Cuma




BEDAVA


Bedava yaşıyoruz, bedava;  

Hava bedava, bulut bedava;  
Dere tepe bedava;  
Yağmur çamur bedava;  
Otomobillerin dışı,  
Sinemaların kapısı,  
Camekanlar bedava;  
Peynir ekmek değil ama   
Acı su bedava;  
Kelle fiyatına hürriyet,  
Esirlik bedava;  
Bedava yaşıyoruz, bedava.


Orhan Veli Kanık





23 Ağustos 2012 Perşembe





Ağlama

Ağlama, gözleri kızarmış çocuk!
Tek damla yaşın düşmesin yere.
Bak, tek güzelliğimiz yokluk,
Sana bir öğüt; ağlama boş yere.


Ne olursa olsun hiçbir şey değmez,
Senin bir damla gözyaşına.
Ağlayana kimse boyun eğmez.
Kimse bakmaz kimsenin yaşına.



Ne kadar kötülük, pislik varsa;
Sen herşeyi tertemiz öğren.
Eğer yüzüne gözyaşı yağarsa;
Seni garip sanır her gören.



Ağlama sakın çocuk, ağlama!
Korkmayana zarar gelmez, bunu bil.
Sevgini hep söyle, sakın saklama.
Aklından korkuyu, gözünden yaşı sil.

Ahmet Hamdi Tanpınar




21 Ağustos 2012 Salı



GECE NÖBETİ







Daha az seviyorum seni.. 
Giderek daha az.. 
Unutur gibi seviyorum.. 
Azala azala.. 
Aramızdaki uzaklığın karanlığında.. 

Geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca.. 
Daha az seviyorum seni.. 
Kendini iyileştiren bir yara gibi.. 
Daha az.. 
Ve zamanla.. 

Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini.. 
Uzak dağ kışlalarında.. 
Görmüyoruz birbirimizi.. 
Usul usul sis iniyor.. 
Kopmuş yollara.. 
Işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin.. 
Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda.. 
Sevgilim sevgilim 
Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin 
Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da.. 

Artık daha az seviyorum seni.. 
Unutur gibi..ölür gibi daha az.. 
Yeniden ödetiyorum kendime 
Onca aşkın öğretemediğini.. 
Kolay değildi.. 
Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben.. 
Kaç acı birden imtihan etti beni.. 
Bir tek gece vardır insanın hayatında.. 
Ömür boyu sürer nöbeti.. 
Bu da öyleydi.. 
İyi ol.. 
Sağ ol.. 
Uzak ol.. 
Ama bir daha görme beni..



MURATHAN MUNGAN