29 Ekim 2014 Çarşamba
20 Ocak 2014 Pazartesi
AKŞAM VAKTİ

Neden öyle sessiz duruyorsun öyle?
Şarkın mı tükendi dersin, biten günle,
Yoksa gün mü bitti şarkınla beraber?
Çığlıklar, içinde can verdiği bu an,
N'olur, gözlerine geceler dolmadan,
Bana altın gibi bakışlarını ver...
CAHİT SITKI TARANCI
10 Kasım 2013 Pazar
21 Ekim 2013 Pazartesi
BEKLENEN
Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar. Ne de şeytan, bir günahı, Seni beklediğim kadar. Geçti istemem gelmeni, Yokluğunda buldum seni; Bırak vehmimde gölgeni Gelme, artık neye yarar? |
Necip Fazıl Kısakürek
|
15 Ekim 2013 Salı
29 Ağustos 2013 Perşembe
SORMA SEVGİLİ
Ben gölgelerdeyim sevgili
Beni bulmak istersen
Etrafına değil gölgelere bak ey sevgili
Ben sessizlikteyim sevgili
Beni anlamak istersen
Konuştuklarımı değil, sustuklarımı dinle ey sevgili
Kalbim atıyor belki
Ama yüreğim çoktan tükendi
Nefesin neden durdu diye sorma ey sevgili
Artık kimselere selam vermeyen biriysem
Lütfen kınama beni
Başımı kaldırmaya takatim yok ki ey sevgili
Ben şimdi topraktayım sevgili
Beni anmak istersen
İki sözcükle ruhuma dua oku ey sevgili
CAN YÜCEL
26 Temmuz 2013 Cuma
İNSANLAR VARDIR
İnsanlar vardır;
Gelip geçerler hayatlarımızdan..
Kimi hiçbir iz bırakmaz ardından,
Kimi hafifçe okşar ruhumuzu,
Kimi de hüzün bırakır ardından..
İnsanlar vardır;
Usulca sokulurlar içimize,
Sonsuzcasına orada kalsın isteriz..
Bazıları serap gibidir,
Yokluğunda hayalleridir gerçeğimiz...
İnsanlar vardır;
Su gibi aziz, su gibi duru..
Konuştukça su olur akarlar kalbimize,
Kan gibi, Can gibi, Canan gibi...
İnsanlar vardır;
Işığı sönmüş yıldızlar gibi çaresizdirler.
Açtın mı kollarını,
Kalbine doldururlar ışığı..
İnsanlar vardır,
Soğuk duvarlar misali
Gülümsemenin sıcaklığını bilmezler,
Bilseler de sevmezler...
İnsanlar vardır,
Gelip geçerler hayatlarımızdan
Kimi depremlerle gider,
Kimi fırtınalarla…
Ben kalanlardan yanayım.
Gitmeyenlerin sadakatini ve sabrını severim,
Sarılıp bırakmayanların sıcaklığını...
Şems-i Tebrizi
Gelip geçerler hayatlarımızdan..
Kimi hiçbir iz bırakmaz ardından,
Kimi hafifçe okşar ruhumuzu,
Kimi de hüzün bırakır ardından..
İnsanlar vardır;
Usulca sokulurlar içimize,
Sonsuzcasına orada kalsın isteriz..
Bazıları serap gibidir,
Yokluğunda hayalleridir gerçeğimiz...
İnsanlar vardır;
Su gibi aziz, su gibi duru..
Konuştukça su olur akarlar kalbimize,
Kan gibi, Can gibi, Canan gibi...
İnsanlar vardır;
Işığı sönmüş yıldızlar gibi çaresizdirler.
Açtın mı kollarını,
Kalbine doldururlar ışığı..
İnsanlar vardır,
Soğuk duvarlar misali
Gülümsemenin sıcaklığını bilmezler,
Bilseler de sevmezler...
İnsanlar vardır,
Gelip geçerler hayatlarımızdan
Kimi depremlerle gider,
Kimi fırtınalarla…
Ben kalanlardan yanayım.
Gitmeyenlerin sadakatini ve sabrını severim,
Sarılıp bırakmayanların sıcaklığını...
Şems-i Tebrizi
25 Temmuz 2013 Perşembe
İSTANBUL
Göğsüme bir İstanbul çiziyorum
Başparmağımla, kelebek biçiminde
Çocukmuşum gibi aynanın önünde
Yüzümü saçlarımı okşuyorum
Kadıköy'den herhangi bir deniz
Tenha bir tramvay Şişli'den
Samatya'dan belki Sultanahmet'ten
İncir ağaçları anımsıyorum
Göğsüme bir İstanbul çiziyorum
Başparmağımla, kelebek biçiminde
Biraz umutsuzum, biraz yorgun işte
En çok gözlerimi seviyorum
ATAOL BEHRAMOĞLU
23 Temmuz 2013 Salı
Adada Rüzgâr
|
10 Mayıs 2013 Cuma
GÜN BATIMI
Yaklaşan ayak sesleridir akşamın
Şafaktan çıkmış bu uzun yolculuğa
Bir gelen var uzaktan soluk soluğa
Kapkara gözleri hüzünlü ve dalgın
Akşam, rüyalarımıza giren o esmer kadin
İşte! açılmış dipdiri göğüsleri
Bir vuslat gecesine çağırır bizi
Ve ansızın büyüler gözlerimizi
Saçlarında o yıldız yıldız süsleri
Şair "hoyrattır" diyor akşam üstleri
Hoyrattır evet, o bütün aldanmışlar
Yüz karası fahişeleri dünyamızın
En vazgeçilmez yerinde rüyamızın
Gelir, gözlerinde o vahşi bakışlar
Akşam, uzak bir gölde büyüyen kamışlar
Ne hazin batması çığlık çığlığa her gün
Güllerin solması ve dönmesi havada kuşların
O bitmeyen hüznü, apansız akşam oluşların
Affedilmez bir zamandır bu, isteksiz, ölgün
Her akşam dünyamıza gölgesi düşer ölümün
Biz eli kolu bağlı insanlarız çirkin ve zavallı
Kötülük kusmak için karanlığı bekleriz
Kirletir geceleri türlü pisliklerimiz
Bizim gibisini görmedi evren evren olalı
Böyle kötü bir dünyaya bir daha gün doğmamalı
Şafaktan çıkmış bu uzun yolculuğa
Bir gelen var uzaktan soluk soluğa
Kapkara gözleri hüzünlü ve dalgın
Akşam, rüyalarımıza giren o esmer kadin
İşte! açılmış dipdiri göğüsleri
Bir vuslat gecesine çağırır bizi
Ve ansızın büyüler gözlerimizi
Saçlarında o yıldız yıldız süsleri
Şair "hoyrattır" diyor akşam üstleri
Hoyrattır evet, o bütün aldanmışlar
Yüz karası fahişeleri dünyamızın
En vazgeçilmez yerinde rüyamızın
Gelir, gözlerinde o vahşi bakışlar
Akşam, uzak bir gölde büyüyen kamışlar
Ne hazin batması çığlık çığlığa her gün
Güllerin solması ve dönmesi havada kuşların
O bitmeyen hüznü, apansız akşam oluşların
Affedilmez bir zamandır bu, isteksiz, ölgün
Her akşam dünyamıza gölgesi düşer ölümün
Biz eli kolu bağlı insanlarız çirkin ve zavallı
Kötülük kusmak için karanlığı bekleriz
Kirletir geceleri türlü pisliklerimiz
Bizim gibisini görmedi evren evren olalı
Böyle kötü bir dünyaya bir daha gün doğmamalı
Ümit Yaşar Oğuzcan
23 Nisan 2013 Salı
23 NİSAN
Yirmi Üç Nisan -Nisan Hediye etti Atan
Nasıl sevinmeyelim
Bugün 23 Nisan Niçin övünmeyelim Neşe doluyor insan 23 Nisan -Nisan Hediye etti Atan Öyle kötü durumdan Atıldık hürriyete Çalışan her kurumdan Huzur geldi millete 23 Nisan -Nisan Hediye etti Atan Üç kıtaya şeref şan Atam ile yükseldi Bu can vatana kurban Evet zorluğu deldi 23 Nisan -Nisan Hediye etti Atan Hatırlatalım dünü O karanlık günleri Kaybetmiştik biz ünü Nice nice canları 23 Nisan -Nisan Hediye etti Atan Çaresiz yorgun bitkin El avuçta bir şey yok Yüzleri kaplamış kin Derdimizse bilin çok 23 Nisan -Nisan Hediye etti Atan Yedi Düvel yurduma Saldırdı toplu hâlde Bir şey oldu merdime Köy belde ilçe ilde 23 Nisan -Nisan Hediye etti Atan Kurtarıcı bekledik Çektik hep acıları Yollar yokuş bir de dik Hissettik sancıları 23 Nisan -Nisan Hediye etti Atan Samsun ufkundan doğdu Baş eğmeyen Komutan Karanlıkları boğdu Coşturdu O Kumandan 23 Nisan -Nisan Hediye etti Atan Bandırma Vapurunu O sürdü dalgalara Oluşturdu surunu Hep gitti yara yara 23 Nisan -Nisan Hediye etti Atan Çocuklara armağan 23 Nisan genci Hasan‘da buldu derman Çalışır daim vinci 23 Nisan -Nisan Hediye etti Atan |
Hasan Sancak
|
12 Aralık 2012 Çarşamba
SESSİZ GEMİ
Artık demir almak günü gelmişse zamandan, Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol. Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli. Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu! Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu! Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler. Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden, Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden. Yahya Kemal BEYATLI
10 Kasım 2012 Cumartesi
10 KASIM
Mustafa Kemal'i Düşünüyorum
Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Yeleleri alevden al bir ata binmiş
Aşıyor yüce dağları, engin denizleri,
Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri...
Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında
Destanlar yaratıyor cihanın görmediği
Arkasından dağ dağ ordular geliyor
Her askeri Mustafa Kemal gibi.
Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel
Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere.
Al bir ata binmiş yalın kılıç
Koşuyorlar zaferden zafere...
Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Ölmemiş bir Kasım sabahı!
Yine bizimle beraber her yerde.
Yaşıyor dört köşesinde vatanın
Yaşıyor damar damar yüreklerde.
Mustafa Kemal'i düşünüyorum:
Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
Mavi gözleri ışıl ışıl görüyorum.
Uykularıma giriyor her gece.
Elllerinden öpüyorum.
Ümit Yaşar Oğuzcan
29 Ekim 2012 Pazartesi
ATATÜRK VE CUMHURİYET
ATATÜRK VE CUMHURİYET
Baş eğmişken önünde altı asır her zorluk, Göçtü bir çınar gibi koca imparatorluk!.. Çatırdattı bu göçüş göklerini vatanın, Duyunca silkindi Türk narasını "Ata"nın!... Haykırdı kadın, erkek: "İhtilâl var, ihtilâl"! Çiğnenemez yerlerde mübarek, şanlı hilâl... Alev alev bayrağım kızıllıklarda yandı, Bütün millet "Kemal"in etrafında toplandı!.. Dönünce yurt ananın gözleri bir pınara Can verdi ulu tanrım bu devrilen çınara!.. Saldı o yeniden kök, filiz, gövde, dal budak: Irkının şahlanışı ısırttı "Garb"a dudak!.. Çekince Mehmetçik'ler kılıçları kınından, Göl göl oldu her taraf korkak düşman kanından! Birleşti siperlerde gazilerle, şehitler, Yeni bir düzen verdi dünyaya koç yiğitler!.. Dile gelince otuz asırlık şanlı mazi, Türk'ün kara bahtını ağarttı "Büyük Gazi"!.. Son verip bu cenkte biz binbir kötü niyete, Kavuştuk sevgilimiz: İstiklâl, hürriyetle!.. Değildir zindan artık bize Anadolu'muz, Cumhuriyet nuruyla aydınlandı yolumuz!.. Onun kutsal sevgisi taşıyor içimizden, Gökler dolusu selâm, ölmez "Ata"ya bizden!..
Cemal Oğuz ÖCAL
|
15 Eylül 2012 Cumartesi
SONBAHAR
SONBAHARFânî ömür biter, bir uzun sonbahâr olur. Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, târümâr olur. Mevsim boyunca kendini hissettirir vedâ; Artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ. Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir; Günler hazinleşir, geceler uhrevîleşir; Teşrinlerin bu hüznü geçer tâ iliklere. Anlar ki yolcu, yol görünür serviliklere. Dünyânın ufku, gözlere gittikçe târ olur, Her gün sürüklenip yaşamak rûha bâr olur. İnsan duyar yerin dile gelmiş sükûtunu; Bir başka mûsıkîye geçiş farzeder bunu; Teslîm olunca va'desi gelmiş zevâline, Benzer cihâna gelmeden evvelki hâline. Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya, Ruh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya, Duymaz bu ânda taş gibi kalbinde bir sızı: Farketmez anne toprak ölüm mâceramızı.Yahya Kemal BEYATLI
13 Eylül 2012 Perşembe
EYLÜL
| ||
Bir eylüldü başlayan içimde
Ağaçlar dökmüştü yapraklarını
Çimenler sararmıştı
Rengi solmuştu tüm çiçeklerin
Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
Katar gidiyordu kuşlar uzaklara
Deli deli esiyordu rüzgar
Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar
Neydi o bir zamanlar
Sevmişliğim, sevilmişliğim
O heyheyler, o delişmenlikler neydi
Ne bu kadere boyun eğmişliğim
Ne bu acıdan korlaşan yürek
Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım
Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne
Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım
Beni kötü yakaladın haziran
Gamlı, yıkık eylül sonuma
Bir ilk yaz tazeliği getirdin
Masmavi göğünle
Cana can katan güneşinle
Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime
Çiçekler açtı dokunduğun
Çimler büyüdü yürüdüğün
Ve güller katmer oldu güldüğün yerde
Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi
Oldurduğun yemişlerin ağırlığından
Dallarım yere değiyor
Güneşi batmadan saçlarının
Bir dolunay doğuyor bakışlarından
Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma
Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık
Başım dönüyor, of başım dönüyor yaşamaktan
Ölebilirim artık
Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
Baksana; parmak uçlarım ateş
Lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden
Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
Benimle meydan oku her çaresizliğe
Benimle uyu, benimle uyan
Birlikte varalım on üçüncü aylara
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
27 Ağustos 2012 Pazartesi
YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya
Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.
ATAOL BEHRAMOĞLU
24 Ağustos 2012 Cuma
23 Ağustos 2012 Perşembe
Ağlama
Ağlama, gözleri kızarmış çocuk!
Tek damla yaşın düşmesin yere.
Bak, tek güzelliğimiz yokluk,
Sana bir öğüt; ağlama boş yere.
Ne olursa olsun hiçbir şey değmez,
Senin bir damla gözyaşına.
Ağlayana kimse boyun eğmez.
Kimse bakmaz kimsenin yaşına.
Ne kadar kötülük, pislik varsa;
Sen herşeyi tertemiz öğren.
Eğer yüzüne gözyaşı yağarsa;
Seni garip sanır her gören.
Ağlama sakın çocuk, ağlama!
Korkmayana zarar gelmez, bunu bil.
Sevgini hep söyle, sakın saklama.
Aklından korkuyu, gözünden yaşı sil.
Ahmet Hamdi Tanpınar
21 Ağustos 2012 Salı
GECE NÖBETİ
Daha az seviyorum seni..
Giderek daha az..
Unutur gibi seviyorum..
Azala azala..
Aramızdaki uzaklığın karanlığında..
Geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca..
Daha az seviyorum seni..
Kendini iyileştiren bir yara gibi..
Daha az..
Ve zamanla..
Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini..
Uzak dağ kışlalarında..
Görmüyoruz birbirimizi..
Usul usul sis iniyor..
Kopmuş yollara..
Işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin..
Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda..
Sevgilim sevgilim
Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da..
Artık daha az seviyorum seni..
Unutur gibi..ölür gibi daha az..
Yeniden ödetiyorum kendime
Onca aşkın öğretemediğini..
Kolay değildi..
Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben..
Kaç acı birden imtihan etti beni..
Bir tek gece vardır insanın hayatında..
Ömür boyu sürer nöbeti..
Bu da öyleydi..
İyi ol..
Sağ ol..
Uzak ol..
Ama bir daha görme beni..
Giderek daha az..
Unutur gibi seviyorum..
Azala azala..
Aramızdaki uzaklığın karanlığında..
Geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca..
Daha az seviyorum seni..
Kendini iyileştiren bir yara gibi..
Daha az..
Ve zamanla..
Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini..
Uzak dağ kışlalarında..
Görmüyoruz birbirimizi..
Usul usul sis iniyor..
Kopmuş yollara..
Işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin..
Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda..
Sevgilim sevgilim
Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da..
Artık daha az seviyorum seni..
Unutur gibi..ölür gibi daha az..
Yeniden ödetiyorum kendime
Onca aşkın öğretemediğini..
Kolay değildi..
Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben..
Kaç acı birden imtihan etti beni..
Bir tek gece vardır insanın hayatında..
Ömür boyu sürer nöbeti..
Bu da öyleydi..
İyi ol..
Sağ ol..
Uzak ol..
Ama bir daha görme beni..
MURATHAN MUNGAN
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















